Özgeçmiş

 

 

Abdulbaki Erdoğmuş

Biyografim
1.1.1958 yılında Babasının Müderrislik yaptığı Bingöl-Genç ilçesine bağlı Modan/Meşedalı köyünde doğdu. Abdulbaki Erdoğmuş’un büyük dedesi Hafız Efendi tahmini olarak 1850–1924 yılları arasında Genç yöresinde yaşayan ve Şark coğrafyasında temayüz etmiş önemli şahsiyetlerden biridir. Xunçuk aşiretinin Mıstan boyundandır. Dergâhı da Mıstan köyündeydi. Hafız Efendi aynı zamanda Xunçuk aşireti başta olmak üzere çok geniş bir coğrafyada yöre halkının dinî önderi konumundaydı. Bütün yaşamını dönemin kabile toplumunu uyarmak, çatışmaları önlemek, kan davalarını sulh yoluyla sona erdirmek için harcadı. O, toplum nezdinde bir veli olarak anılsa da, öz bir ifade ile bir gönül ve barış adamı olarak tanımlanabilir.

Hafız Efendi’nin en dikkat çeken özelliklerinden biri, bir Nakşibendî Halifesi olmasına rağmen tarihte eşine çok az rastlanabilecek bir örneklikle bağlılarıyla Şeyh-Mürid ilişkisine girmemiş, on tane erkek evladı olmasına rağmen, hiç birine tarikat izni vermemiş, hiç birini kendisinden sonra “vekil” tayin etmemiş ve onlara şeyhlik yolunu açmamıştır. Ölümünden sonra on oğlu da, dönemin koşullarına göre aynı yolu izleyerek, yaşamları boyunca ne şeyhlik, ne de seyyidlik etiketi ile tanımlanmalarına izin vermeyerek, babalarının tavsiyelerine uymuşlardır. Böylece, diğer dergâhlardan farklı olarak Hafız Efendi dergâhında verasetle intikal eden bir post söz konusu olmamış, temsil ilim yoluyla devam etmiştir. Bu nedenle de Abdulbaki Erdoğmuş’un babası ve Hafız Efendi’nin torunu olan Seyda Molla Mehdi Efendi, aile fertlerinin muhtemel istismarını önlemek için köyde bir Mescit inşa ederek Dergâh geleneğine de son vermiştir.

Seyda Molla Mehdi Efendi, İslami ilimler alanında, özellikle Şafi-i fıkhında yöresinde yetkin şahsiyetlerden biriydi. Yüzlerce öğrencisine Kur’an-ı Kerim ve medrese eğitimi vermiş, nezaket ve edebiyle de temayüz etmiştir. O’da Hafız Efendi misyonuna uygun olarak yaşamış ve 1982 yılında Diyarbakır’da Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur. Babası Molla Abdulbaki Efendi ve Hafız Efendi ile birlikte aynı yerde medfundur. Ayrıca Molla Abdulbaki Efendi, kardeşi Salih Efendi ve yeğeni Abdulveli Efendi ile birlikte Şeyh Said hareketinde aktif rol almış, genç yaşında (33) Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.

Hafız Efendi ailesi, kadın-erkek neredeyse tamamına yakını yaşadıkları yerlerde yüzlerce genç-yaşlı öğrenciye ücretsiz Kur’an-ı Kerimi yüzünden okumayı öğretmiştir. Hafız Efendi medrese geleneği ise, kendisinden sonra Molla Abdulbaki Efendi ile Mıstan’da, Seyda Molla Mehdi Efendi ile Modan ve Diyarbakır Hüsrev Paşa’da, Abdulbaki Erdoğmuş ile de İskender paşa Camisinde devam ettirilmiştir.

Abdulbaki Erdoğmuş İlkokulu Modan/Meşedalı köyünde okudu. Orta ve Lise öğretimine ise Diyarbakır İmam Hatip Lisesi’nde başladı. 1974 yılında mezun olduktan sonra 1976 yılında Üniversite sınavını ve sözlü mülakatı kazanarak Erzurum Yüksek İslam Enstitüsüne kayıt yaptırdı. İlk medrese eğitimine bu yıllarda başladı. Yüksek İslam Enstitüsü’nde okuduğu dönemde, yaz tatillerinde Diyarbakır Hüsrev Paşa Camii medresesinde babası Seyda Molla Mehdi Efendi’den Sarf ve Nahiv derslerini almayı sürdürdü. Gençlik yıllarında anti-emperyalist İslam düşüncesi temelinde öğrenci hareketleri içinde de yer almış, örgütlü cemaat ve gruplardan hep uzak durmuştur. 4 yıllık dönemi 1980 yılında tamamladıktan sonra Diyarbakır’da, babasının yanında Medrese eğitimine devam etti.

Askerlik hizmetini 1.12.1981- 3.11.1982 yılları arasında yedek Subay olarak Kıbrıs’ta yaptı. Bu arada babası ve aynı zamanda hocası Seyda Molla Mehdi Efendi Hakkın rahmetine kavuştu. Babasının vefatı üzerine askerlik sonrası yarım kalan medrese eğitimini tamamlamak için Diyarbakır İskender Paşa Camii İmam Hatibi olarak 1983 yılında göreve başladı. 1960’lardan sonra atıl kalan İskender Paşa Medresesi’ni faaliyete açtı. Bir taraftan öğrencilere ders verirken diğer taraftan kendisi gibi İlahiyat Fakültesi mezunu olan kardeşi Nimetullah Erdoğmuş ile beraber babalarının ölümü ile yarım kalan medrese eğitimini Hazro ulemasından Emekli Vaiz ve aynı zamanda Norşin halifelerinden Seyda Molla Abdullah Düşünücü’den almaya da devam etti.

Medrese eğitimini tamamlayıp kardeşi ile birlikte Seydadan icazet alarak Hafız Efendi’den sonra üçüncü kuşak icazet geleneğini sürdürdüler. Daha önce de Hafız Efendi’nin ilim ve medrese geleneği, on erkek evladı içinde İcazetli Medrese mezunu tek oğlu olan Molla Abdulbaki Efendi ve O’nun ölümünden sonra da torunu Seyda Molla Mehdi Efendi ile devam etmişti.

Abdulbaki Erdoğmuş, 1983-1986 yılları arasında İskender Paşa Camisini Kur’an ilimleri mektebine çevirmiş, Cuma hutbelerinde alışılmışın dışında Türkiye ve dünyadaki gelişmeleri konu edinerek dikkatleri üzerine çekmiştir. Hutbe ve vaazlarını dinlemek için cami avlusunda dahi yer bulmak namaz kılanlar için sorun olurdu. Kendisinden ders almak isteyen öğrenciler için cami medresesi yeterli gelmiyordu. Talepleri karşılamayacağını da düşünerek İmam Hatip görevinden istifa edip 1986 yılında Suudi Arabistan’a gitti. Suudi Arabistan Kral Suud Üniversitesi-Arapça Dil enstitüsünde kısa dönem dil eğitimi aldıktan sonra yurda döndü.

1987 yılında girdiği Müftülük sınavını kazanarak Antalya’da düzenlenen üç aylık Hizmet içi eğitimini geçtikten sonra 1988 yılında Diyarbakır Hani ilçe müftülüğü görevine atandı.

1989 Mahalli seçimlerinde RP’den Diyarbakır Belediye Başkan adayı olarak aktif siyasete başladı. Erbakan Hoca’nın talebine rağmen adaylık teklifini kabul etmemiş ancak Medrese hocası Molla Abdullah Düşünücü ve dostu Molla Ubeydullah Dalar’ın Hani’ye giderek kendisini ikna etmeleri sonucu teklifi kabul etmek zorunda kalmıştır. Alışılmışın dışında bir üslupla siyasi alanda da dikkatleri üzerine çekti. Milli Görüş siyasetinin temel sloganlarından olana “Mücahit” tanımının kendisi için kullanılmasına izin vermediği gibi, ayet, hadis gibi dini argümanları kullanmamış, bunların yerine İnsan Hakları, Hukukun üstünlüğü, Hak ve özgürlükler ve Kürt meselesi gibi temel siyasi sorunları gündeme taşıyarak farklı bir siyaset tarzı izledi. RP’nin oyunu birkaç katına çıkarmasına rağmen az bir oy farkı ile seçimi kaybetti. Tekrar görev yeri olan Hani-İlçe müftülüğüne geri döndü.

Hizmet içi Eğitim kapsamında 6.11.1989 – 24.8.1990 tarihleri arasında Diyanet İşleri Başkanlığı Ankara Eğitim Merkezi’nde düzenlenen Kur’an-ı Kerim ve İngilizce kursuna katıldı. Bir yıllık Ankara ikametinden sonra tekrar görev yeri olan Hani’ye döndü.

Hani’de görev yaptığı yıllar Olağanüstü Hal’in uygulandığı dönemdi. Topluma yönelik baskılara sessiz kalmadığı için OHAL Bölge Valiliği talebi olduğu iddiasıyla Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından tayini iki kez il dışına çıkarılmasına rağmen tepkiler üzerine tayininden vazgeçilmiştir. Tayini 3. defa söz konusu olunca ilçede teşkilatı bulunan siyasi partilerin tümü ve istisnasız merkez ve köy muhtarlarının hepsi başta olmak üzere binlerce imza toplanmış, Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve Diyanet İşleri Başkanlığı’na gönderilmiş ve tayinin iptali istenmiştir. Tepkiler giderek yaygınlaşıp ilçe sınırlarını aşınca Başkanlık geri adım atmak zorunda kalmış ve tayin emri iptal edilmiştir. Diyarbakır’da bir Müftü için böyle bir tepki ilk defa gösterilmişti. 1992 yılında ise kendi isteği üzerine Hani’den ayrıldı.

1992–1994 yılları arasında Erzincan-Refahiye’de görev yaptı. 1994 Milletvekili ara seçimlerinde Diyarbakır 1.Bölge 1.sırada RP’den Milletvekili adayı oldu. Seçimler Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilince Parlamentoya giremedi. 1995 Genel seçimlerinde RP’nin geleneksel politikalarına aykırı siyasi duruşu nedeniyle olacak ki, Genel Başkan Necmettin Erbakan tarafından veto edildi. Tayini Adana Yumurtalık ilçesine çıkarıldı ve böylece Müftülük görevine yeniden geri döndü.

1999 Genel seçimlerinde Mesut Yılmaz’ın daveti üzerine ANAP listesinden Diyarbakır’da birinci sıradan Milletvekili seçilerek TBMM’ne girdi. Ekonomik ve siyasi krizlerin yaşandığı bu dönemde siyasetten haz almadığı bilinen Erdoğmuş, buna rağmen Kürt meselesi ile Din ve Vicdan Özgürlüğü’nü esas alan kapsamlı bir rapor hazırladı. Bu eksende yürüttüğü çalışmaları ile dikkat çekti. Günlük politik çekişmelerden hep uzak durdu. Tahran’da İslam Konferansı Örgütü toplantısına TBMM’yi temsil eden heyet içinde yer aldı.

Milletvekilliği döneminde hazırladığı Cumhurbaşkanı’na, Başbakan’a ve siyasi parti liderlerine sunduğu “Kürt Sorunu” raporu “Demokrasi ve Toplumsal Barış” adı altında yayınlandı. Milletvekilliğinden sonra “Kayıtlar” adlı bir kitabı daha yayınlandı. Bu kitapta Meclis kürsüsünden ve grupta yaptığı konuşmalar, milletvekilliği döneminde verdiği soru önergeleri yer almakta ayrıca genel değerlendirmeler ve devletin asli fonksiyonu olarak “toplumsal barış” konuları işlenmiştir.

2008 yılında üçüncü kitabı olan “Mahzun Mezopotamya” kitabı nehir söyleşi olarak yayınlandı. Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu’nun din, siyaset, Kürt Sorunu ve ailesiyle ilgili sorduğu sorulara verdiği cevaplardan oluşan bu kitap özellikle Güneydoğu Anadolu’da ilgi gördü. Ayrıca birçok dergi, yerel ve ulusal gazetelerde çok sayıda makalesi yayınlandı. Özellikle Kürt Sorununa ilişkin tespit ve önerileriyle sorunun çözümüne katkı sunmaya çalıştı.

Konuşmacı olarak katıldığı etkinlikler arasında Abant Platformu, Doğu Konferansı, Siyasal Düşünce Platformu, Demokratik Toplum Kongresi, Barış Meclisi Toplantısı, Uluslar arası Kürdistan Konferansı, 3N Toplantıları Kızılcahamam(–Ne Oldu-Neredeyiz-Ne Yapmalı?), 3N Toplantıları Kartalkaya, Barış İçin Demokratik Birlik İnisiyatifi Toplantısı vb. birçok platform vardır.

Yazarın Kitapları İçin Tıklayınız